29 Ekim Özel — Cumhuriyet’in 103. yılında, Atatürk’ün fotoğraflarını yeniden düşünürken objektifin arkasındaki isimleri de hatırlıyoruz. Cemal Işıksel’in mirası, bir liderin yüzünü kaydetmenin ötesinde, Cumhuriyet’in ilk dönemini olayların içinden izleyen bir foto muhabirinin tanıklığını taşıyor.
Bir tarih fotoğrafına bakarken çoğu zaman önce kimi gördüğümüzü sorarız. Oysa fotoğrafçılık açısından en az bunun kadar önemli iki soru daha var: Bu kareyi kim çekti ve hangi bağlamda çekti? Işıksel’in çalışmalarına bu sorularla yaklaşmak, aşina olduğumuz Atatürk görüntülerini birer simgenin yanında haber, belge ve görsel anlatı olarak da okumayı mümkün kılıyor.
Ankara’dan Cumhuriyet’in görsel hafızasına

Atatürk Ansiklopedisi’ndeki biyografiye göre Işıksel, 1920’lerin ortasında Vakit gazetesinin Ankara foto muhabiri olarak basına girdi; 1926’da Yunus Nadi’nin davetiyle Cumhuriyet gazetesine geçti. Hâkimiyet-i Milliye ve Ulus için de çalıştı. Atatürk’ün yurt gezilerini, resmî buluşmaları ve Türkiye’yi ziyaret eden devlet adamlarını fotoğraflayarak erken Cumhuriyet dönemine ilişkin kapsamlı bir arşiv oluşturdu.
Bu üretimin değeri yalnızca görüntülediği kişilerin tarihsel öneminden kaynaklanmıyor. Bir basın fotoğrafı, beden dilini, mekânı ve çevredeki insanların birbirleriyle ilişkisini aynı çerçevede tutabiliyor. Yazılı bir kaydın yanına yüz ifadesini ve gündelik ayrıntıyı ekliyor. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ilişkin fotoğraflar, böylece olayların nasıl göründüğünü de bugüne taşıyor.
Atatürk, Gazi Koşusu’nu izlerken. Fotoğraf: Cemal Işıksel. Kaynak: Wikimedia Commons; dosya kaydı 1969 tarihli Atatürk Gazi Mustafa Kemal albümünün 22. sayfasını işaret ediyor. Görsel değiştirilmeden kullanılmıştır; CC BY-SA 4.0 (https://creativecommons.org/licenses/by-sa/4.0/).
Portreden önce foto muhabirliği
Işıksel’i yalnızca “Atatürk’ün fotoğrafçısı” olarak anmak, mesleğinin haber boyutunu geri plana itebiliyor. Toplumsal Tarih Akademi’de yayımlanan bir araştırma, Abdi İpekçi ile söyleşisine dayanarak Işıksel’in kendisini gazeteci olarak tanımladığını ve Atatürk’ü olayların içinde görüntülediğini aktarıyor.
OFFOCUS’un fotoğraf okuması: Buradaki ayrım, bugünün belgesel fotoğrafçısı için de öğretici. Bir kişinin portresini üretmek ile onun bir olay içindeki varlığını belgelemek farklı anlatı kararları gerektirir. İkinci durumda arka plandaki insanlar, bakış yönleri ve mekânın düzeni konunun parçası olur. Kadrajın kenarında bıraktığımız ayrıntılar, yıllar sonra fotoğrafın en çok merak edilen unsurlarına dönüşebilir.
Fotoğrafçı bazen kadrajın içinde

İşte Atatürk arşivinde 28 Kasım 1930 tarihli olarak sunulan Ege Vapuru fotoğrafı, bu hikâyeye başka bir pencere açıyor. Kaynağın açıklaması, Trabzon Limanı’na yaklaşılırken çekilen karede arkada sağda görülen kişinin Cemal Işıksel olduğunu belirtiyor. Görsel, Işıksel’in 1969 tarihli albümünün 67. sayfasıyla ilişkilendiriliyor. Fotoğrafçının kendisinin de karede bulunması nedeniyle burada deklanşöre kimin bastığına ilişkin ayrıca bir kesinlik iddiasında bulunmuyoruz.
Ege Vapuru, 28 Kasım 1930. Kaynak: İşte Atatürk; Atatürk Gazi Mustafa Kemal, Foto Cemal Işıksel, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1969, s. 67.
Gazete sayfasından albüme ve sergiye
Atatürk Ansiklopedisi, Işıksel’in foto muhabirliğini 1963’te noktaladığını; 10 Kasım 1965’te Ankara Alman Kültür Merkezi’nde ilk Atatürk fotoğrafları sergisini açtığını kaydediyor. 1969 tarihli Atatürk: Gazi Mustafa Kemal albümü ise Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi kataloğunda yer alıyor. Böylece günlük haber için üretilmiş fotoğraflar, yeniden düzenlenerek kuşaklar arasında dolaşan bir hafıza kaynağına dönüşüyor.
Albümün katalog kaydında aktarılan önsözündeki kısa cümle, bu yaklaşımı özetliyor: “Ben de objektifimin gördüklerini sizlere getiriyorum.” Bir fotoğrafçının tanıklığı, kendi zamanının okurundan sonra henüz doğmamış izleyiciler için de anlam kazanıyor.
Cemal Işıksel arşivinden beş kare





29 Ekim’de fotoğrafçılara kalan sorumluluk
Bugün arşiv görüntülerini paylaşırken fotoğrafçının adını, tarihi ve kaynak bilgisini birlikte taşımak, bu mirasa sahip çıkmanın somut yollarından biri. Kaynağı belirsiz bir hikâyeyi fotoğrafa eklememek; renklendirme veya başka bir müdahale varsa bunu açıkça belirtmek de aynı sorumluluğun parçası.
Cumhuriyet’in 103. yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cumhuriyet’i kuranları ve o dönemin görsel hafızasını oluşturan fotoğrafçıları saygıyla anıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷





