Manhattan semalarında, boşluğun metrelerce üzerinde bir çelik kirişe dizilmiş 11 demir işçisinin rahat tavırlarla öğle yemeği yediği o meşhur kare, fotoğraf tarihinin en bilinen imgelerinden biridir. Ancak nesiller boyu sokak ve belgesel fotoğrafçılığının spontane bir zirvesi sanılan bu an, aslında titizlikle planlanmış bir tanıtım kampanyasının parçasıydı. Üstelik deklanşöre tam olarak kimin bastığı sorusu, aradan geçen doksanı aşkın yıla rağmen tam anlamıyla aydınlatılabilmiş değil.
Büyük Buhran'ın Gölgesinde Bir Tanıtım Kurgusu
Tarihler 20 Eylül 1932'yi gösterdiğinde Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Buhran'ın en sarsıcı üçüncü yılını yaşıyordu. New York'un kalbinde yükselen Rockefeller Center ise dönemin en büyük özel inşaat projelerinden biri olarak kentin silüetini değiştirmekteydi. 70 katlı RCA Binası'nın (30 Rockefeller Plaza) inşaatı sırasında, 800 feet'in (yaklaşık 240 metrenin) üzerindeki bir yükseklikte çelik bir kiriş üzerine oturan işçiler objektife poz verdi.

Görüntü ilk bakışta gündelik bir mola anını yansıtsa da çekimin asıl amacı, Rockefeller Center projesini basının gündeminde tutmak ve yeni gökdelendeki ofis alanlarının satışını hızlandırmaktı. Kirişte bacaklarını sarkıtan adamlar kesinlikle gerçek demir işçileriydi; altlarındaki yüzlerce metrelik boşluk ve taşıdıkları hayati tehlike bütünüyle sahiciydi. Ne var ki gazete okuyucularının hayranlıkla izlediği o rahat öğle yemeği mizanseni, dönemin hantal Graflex kameraları için adım adım kurgulanmıştı.
Aynı çekim seansının tek ürünü bu meşhur yemek sahnesi de değildi. Fotoğrafçılar aynı gün, aynı işçilerin tehlikeli çelik kirişin üzerine yan yana uzanıp uyur gibi poz verdikleri daha az bilinen ikinci bir kareyi daha kayda aldılar. Çalışma ilk olarak 2 Ekim 1932'de New York Herald-Tribune sayfalarında yayımlandığında kamuoyunda büyük bir yankı uyandırdı.
Deklanşörün Arkasındaki İsimsiz Ustalar
Çekimde kullanılan büyük format cam plaka negatifler, dönemin görsel kalitesini günümüze kusursuz şekilde taşısa da fotoğrafçının kimliği uzun süre bir muamma olarak kaldı. Fotoğraf yıllarca ünlü belgeselci Lewis Hine'a atfedildi, ardından Bettmann Archive ve sonrasında Corbis arşivlerinde fotoğrafçı hanesi boş bırakılarak korundu. Bunun temel nedeni, 1930'lu yılların basın ajansı (syndicate) sisteminde çalışan kadrolu personelin ürettiği işlerin sıklıkla ajans yöneticisinin adına kaydedilmesi ya da tamamen imzasız arşivlenmesiydi.

2003 yılına gelindiğinde araştırmacılar, karenin arkasındaki en güçlü aday olarak Charles C. Ebbets ismini öne sürdü. Fakat arşiv belgeleri derinleştirildikçe o gün kirişlerin üzerinde sadece Ebbets'in değil, Thomas Kelley ve William 'Lefty' Leftwich adlı iki deneyimli fotoğrafçının daha çalıştığı ortaya çıktı. Arşivci Christine Roussel tarafından yürütülen kapsamlı araştırmalar nihayetinde olasılıkları Ebbets ve Leftwich üzerine yoğunlaştırdı; ancak ikonik açının birebir hangi kameradan çıktığı resmi olarak asla kesinleştirilemedi.
Zamansız Bir Miras ve İsimsiz Kahramanlar
Fotoğrafın merkezindeki işçilerin hikâyesi de en az fotoğrafçının kimliği kadar merak konusu oldu. 2012 yapımı Men at Lunch belgeseli, cam plaka negatiflerdeki detayları inceleyerek Joseph Eckner, Joe Curtis ve Sonny Glynn gibi bazı demir işçilerinin kimliklerini doğrulamayı başardı. Göçmen emeğinin ve cesaretinin simgesi haline gelen bu 11 adam, New York'un göğe doğru yükselişinin canlı birer anıtına dönüştü.

Time dergisinin 2016 yılında hazırladığı 'Tüm Zamanların En Etkili 100 Fotoğrafı' seçkisine dahil edilen 'Lunch Atop a Skyscraper', kurgulanmış bir tanıtım çalışması olsa dahi belgesel gücünden hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlıyor. Fotoğrafın bir mizansen içermesi, o gün 240 metre yükseklikte rüzgara karşı duran insanların gerçekliğini ve erken dönem fotoğrafçılarının ağır Graflex ekipmanlarıyla sergilediği teknik ustalığı gölgelemeye yetmiyor.





